33 düş yolcusu, onlar arkadaşım, müvekkillerim, yoldaÅŸlarımdı… | Gülhan Kaya


20 Temmuz 2015’den bu yana Suruç için adalet mücadelesinin bir parçası oldu Ezilenlerin Hukuk Bürosu. Büroda çalışan her bir avukat gibi ben de Suruç’la ilgili yapılacak bir iÅŸi doÄŸal bir görevim saydım, bundan sonra da öyle olacak. EÄŸer bir talimat arıyorlarsa bakacakları yer Suruç aileleridir çünkü onlardan gelecek her bir istek talimat niteliÄŸindedir her birimiz için.

2014 yılına kadar Urfa’ya yolum düşmemiÅŸti, Suruç ilçesi olduÄŸundan da haberdar deÄŸildim. DoÄŸrusu hiç de merak etmemiÅŸtim. Ta ki IŞİD barbarlığının Rojava’yı talan etmeye baÅŸlaması ve bunun karşısında Kürt halkının sokak sokak, ev ev direniÅŸine ÅŸahit olana kadar. Direnenlere “yanındayız” demek için Kobanê’nin hemen karşısında bulunan köylerde baÅŸlayan nöbetlere çaÄŸrı ile girdi Suruç benim de gündemime, birçoÄŸumuz gibi…

Önce nöbet için İstanbul’dan Suruç’a giden binlerce kiÅŸinin arasına katıldım, sonrasında Rojava İçin Avukat Dayanışmasının çaÄŸrısıyla yine aynı köylerde devam eden nöbette yerimi aldım. Kobanê zaferinden sonra Suruç’a yeniden yolumun düşeceÄŸini düşünmemiÅŸtim. Nereden bilirdik ki o günlerde, yolumuzun düşmesi bir yana hayatımızın bir parçası haline geleceÄŸini…

SGDF’nin çaÄŸrısıyla onlarca ilden, yüzlerce kiÅŸi IŞİD’in yıktığı Kobanê’nin yeniden inÅŸasında “biz de varız” demek için yola çıkmıştı. 20 Temmuz 2015 günü Kobanê’ye geçmek için bekledikleri Suruç’ta bulunan Amara Kültür Merkezinin bahçesinde açıklama yaptıkları sırada gerçekleÅŸti canlı bomba saldırısı. Tam da neden orada olduklarını açıkladıkları sırada. Patlama anına dair görüntü, etrafa saçılan oyuncaklar hafızalarımızdan hiç silinmedi. Patlamada onlarca kiÅŸi yaralandı, 33 kiÅŸi yaÅŸamını yitirdi. 33 düş yolcusu, onlar arkadaşım, müvekkillerim, yoldaÅŸlarımdı…

20 Temmuz 2015’in insanlığa dair ne varsa yanlarına alarak Kobanê halkıyla dayanışmaya giderken, IŞİD-devlet iÅŸbirliÄŸiyle katledilen 33 düş yolcusuyla anılmaya baÅŸlamasının üzerinden tam 8 yıl geçti. Geçen bu 8 yıl nasıl anlatılır diye düşünüyorum günlerdir. Bir tarafı acı, özlem diÄŸer tarafı katliamda yitirdiklerimizi unutturmama mücadelesi. Bir yanda katliam faillerini gizleyenler, diÄŸer yanda “soruÅŸturma dosyası kapatılamaz” diyerek henüz gözlerindeki yaÅŸ kurumadan Urfa yolunu arşınlamaya baÅŸlayanlar. Bir yanda katliamın faillerini korumaya yönelik tek bir adım atmayan savcılar, hakimler diÄŸer yandan katliamdan hemen sonra yan yana gelerek Suruç İçin Adalet Plaftormunu kurup yola koyulan yüzlerce hukukçu. Bir yanda 33 düş yolcusunun anılmasına dahi tahammül edemeyenler, diÄŸer yanda her ayın 20’sinde HalitaÄŸa’da her yıl 20 Temmuzda dünyanın dört bir yanında “Suruç için adalet herkes için adalet” diyerek sokaÄŸa çıkan binlercemiz…

Katliamın üzerinden 8 yıl geçti fakat failler bulunmadı, bulunmak istenmedi. 2017 yılında başlayan yargılama da tıpkı soruşturma aşamasında olduğu gibi katliamı aydınlatma yönünde bir milim ilerlemeden katliamın üzerinin bu kez de yargıçlar eliyle örtülme faaliyetine dönüştü. Yargılama boyunca fiilen yargılaması yapılabilen Yakup Şahin, duruşma salonuna dahi getirilemedi. İtirazlarımız üzerine duruşmalara getirilmesine karar verildi ise de celse arasında hiçbir gerekçe gösterilmeksizin bu karardan dönüldü. Katliam gününe ilişkin görüntülerin eksik kısımlarını dosyaya getiremeyen bir heyetle katliam davası görüldü. Görüntüler tamamlanamadığı gibi gelen görüntüler üzerinde dahi inceleme yaptırılamadı. 8 yıldır sürekli anlattığımız, davaya ilişkin usulsüzlükleri tek tek anlatmak değil amacım. Sadece her mahkemenin, herhangi bir olay önüne geldiğinde yapması gereken en basit işlemleri yapmaktan kaçınan bir mahkeme ile katliam davasının yürütüldüğünü anlatmak.

Yargılama süresinde heyetler deÄŸiÅŸti ama deÄŸiÅŸen heyetler yüzler oldu. Dava açıldığından itibaren hepsinin ortak tek bir amacı oldu, o da davayı hızlıca kapatmak. Yürütülen adalet mücadelesi dosyanın kapatılmasını engelledi. Fakat katliamın tüm yönleriyle açığa çıkarılması yönünde bir arpa boyu yol almadı heyetler. Yakup Åžahin’e ağır müebbet hapis cezaları verip yakalamalı sanıklar hakkında dosyayı tefrik ederek dosyayı kapattılar! Onlar öyle sana dursun “Bu dava böyle bitmez” diyenler yine duruÅŸma salonlarını doldurmaya devam ediyor.

33 düş yolcusunu katleden bombacının saldırı hazırlığında olduÄŸunu bilmelerine raÄŸmen, elini kolunu sallayarak Amara’nın bahçesine girmesine göz yumanlar yargı önüne çıkarılmadı! Katliamda yaralananların hastaneye götürülmesini engellemek için gaz bombalarıyla saldıranlar, o ana iliÅŸkin görüntüleri silenler yargılanmadı. “400 vekil verin bu iÅŸ bitsin” diyenler, katliamlardan sonra “oylarımız arttı” diyenler yargılanmadı. Katliamdan hemen sonra “bombacının ailesini araÅŸtırın” talebimizi dahi dikkate almayarak Ankara katliamının önünü açanlar yargılanmadı. O döneme iliÅŸkin “konuÅŸursam taÅŸ taÅŸ üstünde kalmaz” diyerek sorumluluÄŸunu itiraf edenler yargılanmadı. BoÅŸ bırakılan sanık sandalyelerini dolduracak kadar kalabalık katliamda failleri, yanlarına eklenecekler için duruÅŸma salonunda yedek sandalyelerin aranacağı o güne kadar bu dava bitmez!

8 yıldır katliamın faillerini koruyanlar Suruç için adalet mücadelesi yürütenleri hedef aldı, almaya devam ediyor. Geçen bu 8 yılda sayısını hatırlamayacağım kadar SGDF üyesi gözaltına alındı, tutuklandı. Suruç Aileleri, katliamdan yaralı kurtulanlar, katliamın tanıkları her yıl 20 Temmuzda 33 düş yolcusunu anmak için sokağa çıkanlar polis şiddetine maruz kaldı, işkence gördü, gözaltına alındı, yargılandı. Suruç İçin Adalet Platformu avukatları da bu süreçte saldırıların hedef oldu. Davanın avukatlarından Sezin Uçar, Özlem Gümüştaş, Can Tombul ve Sevda Özbingöl de bu süreçte tutuklandı, bir süre davayı takip etmeleri engellendi. Son olarak ben de bu saldırlıardan nasibini alanların arasına katıldım. Suruç için adalet mücadelesinin parçası olan Ezilenlerin Hukuk Bürosuna (EHB) dönük soruşturma kapsamında 9 Haziranda gözaltına alındım ve 12 Haziranda tutuklanarak Marmara Kapalı Hapishanesine getirildim. Tutuklanmama gerekçe olarak Suruç anmalarında gözaltına alınanları savunmak da eklenmiş.

20 Temmuz 2015’den bu yana Suruç için adalet mücadelesinin bir parçası oldu Ezilenlerin Hukuk Bürosu. Büroda çalışan her bir avukat gibi ben de Suruç’la ilgili yapılacak bir iÅŸi doÄŸal bir görevim saydım, bundan sonra da öyle olacak. EÄŸer bir talimat arıyorlarsa bakacakları yer Suruç aileleridir çünkü onlardan gelecek her bir istek talimat niteliÄŸindedir her birimiz için.

Avukatlara saldırarak davanın takibini engellemeye çalışıyorlar ama her zamanki gibi nafile çabalar. Geçtiğimiz hafta görülen Suruç davasını hapishaneden takip ettim her zamanki gibi ailelerimiz de avukat meslektaşlarım da yerlerini almış. Verilen cevap çok açık ne yaparsanız yapın buradayız, davamızın takipçisiyiz!

20 Temmuzda ilk kez HalitaÄŸa’da ailelerin yanıbaşında yerimi alamayacağım için üzgünüm. Bu konuda yalnız da deÄŸilim ne yazık ki buralarda. Düş yolcularının yoldaÅŸları, SGDF üyeleri burada. Katliamdan saÄŸ kurtulduÄŸu günden bu yana adalet mücadelesinin parçası olan ESP EÅŸ Genel BaÅŸkanı Åžahin Tümüklü burada. Suruç Aileleri İnisiyatifinden Emrah TopaloÄŸlu da burada. Belki her yıl olduÄŸu gibi o büyük kalabalığın içinde olamayacağız ama nerede olursak olalım fark etmez, 33 düş yolcusunu anmamıza engel olamazlar. 33 düş yolcusuna saygı ve özlemle…


Gülhan Kaya – Etha – 13.07.2023

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği üyesi, Suruç İçin Adalet Platformu avukatlarından.