25 Kasım’a giderken

Kadın hareketi ve kadın kitleleri, erkek şiddetinden mağdur olan değil hesap soran, özsavunma ile yaşamını savunan, kadın örgütü ile kendi özgücüne yaslanan, kadın devrimi programı ile erkek egemen sistemi yerle bir etme iradesini büyüten kadın cinsi gerçeği ile yüzleşti. Sokağa çıkarken bize eşlik edecek olan sadece öfkemiz değil. Kadın irademiz, örgütlü gücümüz, her bir kadının eylemi ile büyüyen mücadelemiz ve kadın dayanışmasının sıcaklığı da bize eşlik edecek.

Salgın koÅŸullarında 25 Kasım’a hazırlanıyoruz. Artan kadına yönelik ÅŸiddet ve yargının cezasızlık politikası dışında hayatımızda deÄŸiÅŸen pek bir ÅŸey yok. Virüs hızla yayılıyor, yoksulluk ve ekonomik kriz ile erkek-devlet ÅŸiddeti artıyor. Åžiddete ses çıkaran, erkek ÅŸiddetini devletin politikalarından ayrı tutmayan, özsavunma hakkını kullanan, özgürlüğün sokaktan ve kadın dayanışmasından geçtiÄŸini bilince çıkaran bir kadın cinsi gerçeÄŸi bu tabloda umudun ve geleceÄŸin nerede olduÄŸunu gösteriyor.

Her gün hayatın olaÄŸan seyrindeki her türlü geliÅŸme karşısında egemenler ile ezilenler yeniden yeniden karşı karşıya dizilir. Bu, bitmeyen sınıf savaşımının ve kadın özgürlük mücadelesinin güncelliÄŸinin zeminidir. Ancak bazı takvimsel günler vardır ki, bu diziliÅŸin seyrini deÄŸiÅŸtirir, yeni bir toplumsal veya kolektif bilinç ortaya çıkarır ve tarihin dönemeci olur. 25 Kasım’ı yaratan faÅŸist erkek politikaları ile kadınların devrimci eylemindeki güç diziliÅŸi bunlardan biridir. Ve biz kadınlar her 25 Kasım’a hazırlanırken bu diziliÅŸin kadın tarafındaki iradeden güç alır ve güncel kadın öfkemizin ve mücadelemizin kaldıracı yaparız. Mirabel kardeÅŸlerin katlediliÅŸine ve erkek egemen sisteme öfkemiz, tek tek erkeklere duyduÄŸumuz öfkeden daha az olmaz elbette. Kaldı ki 2020 25 Kasım’ına hazırlandığımız bu süreç; faÅŸizmin kadın düşmanlığı, erkek-devlet iÅŸbirliÄŸi, kadına yönelik ÅŸiddetin cins kırımına dönüşmesi gibi birçok bakımdan tarihin en azgın zamanları arasında yerini alıyor bile. Öte taraftan kadınların isyana, ayaklanmaya, devrime duran cins bilinci ve yeni bir dünya kurma mücadelesi engellenemiyor.

25 Kasım’da sokaÄŸa çıkarken heybemizdeki haklı sebeplerimizi ve öfkemizi alacağız yanımıza yine. VahÅŸice katledilen Pınar Gültekin, Aleyna Çakır, Melek ve adını sayamadığımız binlerce kadının acısı ve öfkesi yüreÄŸimizde; katledilen kadınlar için adalet ve hesap sorma bilinci sıkılı yumruklarımızda olacak. Özsavunma hakkını kullandığı için tutuklanan Fikriye, Aylin, Havva için atacağız sloganlarımızı. İçiÅŸleri Bakanı’na seslenen, uzman çavuÅŸ olduÄŸu için tutuklanmayan tecavüzcü Musa Orhan’ı koruyan AKP’nin yargısına, medyasına, bakanlarına, polisine “Buradayız, gitmiyoruz ve hesap soruyoruz” diyeceÄŸiz. Nadira, Yeldana ve göçmen kadınların adını ve adalet çığlığını sokaÄŸa taşıyacağız. Vekil olduÄŸu için korunan AKP’li Åžirin Ünal’ın suçunu ve meclis zırhının sökülüp atılmasını cesaretle haykıracağız. Politik kadınlara yönelik devletin cinsel iÅŸkencesini; Rojbin Çetin’e yapılan polisin köpekli cinsel iÅŸkencesine duyduÄŸumuz öfke ve 90’lı yıllarda “Gözaltında Taciz ve Tecavüz İşkencesine Hayır” kampanyası ile boÅŸa düşüren kararlılıkla teÅŸhir edeceÄŸiz. “Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz” diyen irademiz, büyüyen kadın gücünü ve mücadelesini yansıtacak.

Kadın hareketi ve kadın kitleleri, 21. yüzyıla cins bilinci sıçraması yaparak girdi. Bu yüzyıl kitlesel cins isyanına, kadınların hayatı durduran kadın grevine ve kadın devrimine tanık oldu. Erkek şiddetinden mağdur olan değil hesap soran, özsavunma ile yaşamını savunan, kadın örgütü ile kendi özgücüne yaslanan, kadın devrimi programı ile erkek egemen sistemi yerle bir etme iradesini büyüten kadın cinsi gerçeği ile yüzleşti. Sokağa çıkarken bize eşlik edecek olan sadece öfkemiz değil. Kadın irademiz, örgütlü gücümüz, her bir kadının eylemi ile büyüyen mücadelemiz ve kadın dayanışmasının sıcaklığı da bize eşlik edecek. Eyleme katılan her bir kadının erkek egemen sistemin bir tuğlasını çektiği, attığımız her sloganın bir kadına cesaret verdiği, yan yana geldiğimiz her durumda dünyayı yerinden oynatmanın güveni ve coşkusu ile sokağa çıkacağız.

FaÅŸist ÅŸeflik rejimi, her fırsatta bizim örgütlü ve kolektif gücümüzü kıracak politikalar denemekten vazgeçmiyor. OHAL, salgın derken her koÅŸulu kadın hareketini ve kadınları ezmenin avantajına dönüştürmeye çalışıyor. Yıllardır mücadele ederek özgürleÅŸtirdiÄŸimiz her alanı yasaklayarak bizi geriye düşürme hesapları yapıyor. Yargıyı, medyayı, polisi, yasaları erkeÄŸin hizmetine sunup, erkekleri kadının ezilmiÅŸliÄŸinin garantörü haline getiriyor. Biz kadınlar, örgütlü erkek gücüne karşı örgütlü kadın gücünü ve kadın dayanışmasını büyüterek karşı durabiliriz. Bu nedenle 25 Kasım’a sadece kendimiz deÄŸil; komÅŸumuzu, arkadaşımızı, annemizi, teyzemizi, tanıdığımız ve tanımadığımız her bir kadını yanımıza katarak gitmeliyiz. Bunun bir yolu kadınlara 25 Kasım çaÄŸrısı yapmak, alanlara gelmesi için bir adım atmasını saÄŸlamak, yasaklı alanları kadın iradesi ile özgürleÅŸtirmektir. Åžimdi bir adım atıp kadın gücünü büyütmenin tam zamanı…

  • Atılım Gazetesi’nin 20 Kasım tarihli 453. sayı Özgür Kadın köşesi.
  • (ETHA)

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir