Her 2 Temmuz’da yükseltilen “Sivas katliamını unutma/unutturma” ÅŸiarını salt katliam anı olarak okuyamayız. Katliam günlerinde ortaya çıkarılan mücadele ve direniÅŸ; Gazi Ayaklanması aynı tarihsel hafızaya aittir. Ve bugün zorunlu olan, tüm ezilen emekçi halklar, Aleviler baÅŸta olmak üzere ezilen inançlar, kadın, LGBTİ+’lar için bir katliam makinasına dönüşen faÅŸist ÅŸeflik rejimine karşı, fiili meÅŸru mücadele hattından antifaÅŸist mücadelenin büyütülmesidir. Ve bugün ihmal edilmemesi gereken görev, Alevi emekçilerimizin üçüncü cepheye kazanılması, örgütlenmesidir.
2 Temmuz 1993 yılında gerçekleÅŸen Sivas/Madımak katliamının 30. yıl dönümüne sayılı günler kaldı. 33 aydın ve sanatçının katledildiÄŸi Sivas Katliamının yarası kanamaya, acısı kor halinde yanmaya devam ediyor. Osmanlı’dan günümüze Alevi emekçilerimiz için, varlık hakkını kazanma, inanç özgürlüğünü savunma mücadelesi ve istemine verilen yanıt, her daim katliamlar olmuÅŸtur.
Ezilen emekçi halklarımıza ve Alevi emekçilerimize dönük katliamlarda, faÅŸist devlet ve doÄŸrudan katliamları uygulayan katillerin, cezasızlık politikaları ile aklanmaları faÅŸist TC’nin devlet geleneÄŸidir. Kürt, Ermeni, Rum, Süryani, Çerkes, Arap ezilen emekçi halklarımız için de durum benzerdir. Egemen ulus Türk ve egemen inanç Sünni-İslam adına katliamlar yapmak, devlet geleneÄŸinde “meÅŸru” ve her durumda devlet güvencesindedir.
Alevi emekçilerimizin kutsalı ateÅŸle, 30 yıl önce tutuÅŸturulan Sivas Madımak Otelinde esasen demokratik Alevi hareketinin mücadele ve talepleri yok edilmek istenmiÅŸtir. Katliamdan iki yıl sonra, İstanbul Gazi mahallesinde gerçekleÅŸtirilen kontrgerilla katliamı da aynı planın devamıdır. Katilleri MaraÅŸ’tan, Çorum’dan tanıyan Alevi emekçilerimiz, Sivas katliamını sokakta hesap sorma kararlılığıyla, Gazi katliamını ise ayaklanma ile yanıtlamıştır.
FaÅŸizmin, henüz geliÅŸiminin baÅŸlangıç momentinde yok etmek istediÄŸi demokratik Alevi hareketi beklenilenin aksine, antifaÅŸist temelde, militan ve devrimci bir çizgide büyümüş, güçlü bir mücadele odağına dönüşmüştür. Bu devrimci geliÅŸim ve sıçramanın yönünü belirleyen ise devrimci sosyalistler baÅŸta olmak üzere, emekçi sol harekettir. İlgili yıllarda Alevi emekçilerinin yoÄŸun olduÄŸu bölgeler, aynı zamanda devrimci hareketin örgütlülüğünün güçlü olduÄŸu merkezler konumundadır. Demokratik Alevi hareketini oluÅŸturan örgütler söz konusu olduÄŸunda ise devrimci sosyalistler bu örgütlerin doÄŸrudan kurucusu ve politik faaliyetinin örgütçüsü, yürütücüsü konumundadır. Devrimci sosyalistlerin demokratik Alevi hareketi ile iliÅŸkisi ve organik baÄŸları zayıfladığı oranda, hareketin devrimci çizgisi de zayıflamıştır. OluÅŸan boÅŸluÄŸu, reformist, liberal hareketler ve burjuvazinin “sosyal demokrat” tanjantlı CHP’si doldurmuÅŸtur. CHP için Alevi emekçilerimiz, oy deposu olmanın ötesinde bir anlam ifade etmemektedir.
FaÅŸist ÅŸeflik rejimi ile Alevi emekçilerimiz, inanç kırımı saldırıları ve katliam tehditleri ile koyun koyuna yaÅŸamaktadır. Yakın tarihte yaÅŸanan kimi örnekleri anımsamakta yarar var. Özellikle Gezi Haziran ayaklanmasına gidilen günlerde, demokratik Alevi hareketinin talepleri ekseninde örgütlediÄŸi kurultaylar, yüz binlerin katılımıyla yaptığı mitingler dönemi, Alevi emekçilerinin yeniden devrimci, ilerici çizgiyle yakınlaÅŸtığı, yönünü bulduÄŸu ve artan oranda üçüncü cepheyle buluÅŸtuÄŸu dönemdir. Gezi Haziran ayaklanması ile derinleÅŸen ve özgüven kazanan bu yönelimin en somut yansıması ise 7 Haziran 2015 yılı seçimleri olmuÅŸtur. Alevi emekçilerimiz kitlesel düzeyde düzenin CHP’sinin oy deposu olmaktan sıyrılarak, HDP’yi yani üçüncü cepheyi destekleme çizgisinde konumlanmışlardır.
Faşist şeflik rejiminin darbe planı kapsamında DAİŞ eliyle örgütlediği Suruç, Antep, Ankara Gar katliamları günlerinde demokratik Alevi hareketinin temsilcilerine yönelik kurşunlu ölüm tehditleri ve araçlarını kurşunlatma saldırıları 7 Haziran seçimlerinin intikamıdır. Alevi emekçilerimizin şovenizmin zehirli altı okunun etki alanın dışına çıkarak, Kürt halkımızla üçüncü cephede buluşması, faşist şeflik rejimi için en önemli tehditler arasında bulunmaktadır ve kabul edilemezdir.
FaÅŸist ÅŸeflik rejiminin katliamlar süreciyle yaptığı saray darbesi sonrasında, demokratik birleÅŸik cephe örgütümüz HDP’nin üçüncü cephe çizgisinde baÅŸlayan konum kaymasının ortaya çıkardığı mevzisel kayıplardan biri de Alevi emekçilerimizle kurulan güçlü bağın kalıcılaÅŸtırılamaması olmuÅŸtur. FaÅŸizme karşı, üçüncü cephenin örgütlenerek güçlendirilmesinin en önemli toplumsal dinamiÄŸi olma potansiyeline sahip olan Alevi emekçilerimize 2023 seçim taktiÄŸi ile ne yazık ki burjuva muhalefetin CHP’si adres olarak sunulmuÅŸ, bir dönem üçüncü cephe lehine kırılan iliÅŸkinin onarılmasının da zemini güçleÅŸtirilmiÅŸtir. Alevi emekçilerimizin inanç ve politik özgürlükler mücadelesinin, gerçek temsilcisinin üçüncü cephe olduÄŸu bilinci dumura uÄŸratılmıştır.
Yıllardır faÅŸist ÅŸeflik rejimi, Alevi emekçilerimizin inanç merkezleri cemevlerini cami binalarına kapatma yolundan, Sünni-İslam ÅŸemsiyesi altında “Müslüman Aleviler” yaratma mücadelesi vermektedir. Burjuva muhalefetin CHP’sinin Alevi emekçilerimiz için projesi ise ÅŸovenizmle zehirlenmiÅŸ Türkçü, “Devletin Alevi’si” olmadır. Alevi emekçilerimizin inançsal ve politik özgürlüklerinin tek savunucusu ve kazanılmasının güvencesi üçüncü cephedir.
GeçtiÄŸimiz günlerde İstanbul Esenler’de mehter marşı eÅŸliÄŸinde hafızlarını yürüten, İzmir’den baÅŸlayarak “manevi danışmanlık” adı altında 842 okula din görevlilerini atayan faÅŸist ÅŸeflik rejimi; önümüzdeki dönemde bu çizgisini daha fazla büyütecek ve uygulanması için her türlü yöntemi devreye sokacaktır. Hizbullah ve Yeniden Refah Partisi ile ittifakın da kendi gelecek toplum projesinin de gereÄŸi budur.
Seçim dönemi, seçim taktiÄŸi ekseninde tartışma ve özeleÅŸtiri sürecini hala devam ettiren HDP/YeÅŸil Sol Parti ve üçüncü cephe güçleri 2 Temmuz’a gidilen günlerden baÅŸlayarak, ilk politik özeleÅŸtirisini verebilmelidir. Süreç salt 2 Temmuz etkinlikleri kapsamında, demokratik Alevi hareketinin örgüt ve kurumlarınca düzenlenen anma etkinliklerine katılma ya da açıklamalar yayınlama ekseninde ele alınmamalıdır. Tüm alanlarda Alevi emekçilerimize dönük yoÄŸunlaÅŸtırılmış politik faaliyet ile antifaÅŸist temelde cepheleÅŸtirilme çalışması en kıymetli özeleÅŸtiri olacaktır. Sokakta, mücadele ile oluÅŸturulan üçüncü cephe fikriyatı ve iradesi, ancak bu hattan kendi geliÅŸim rotasıyla yeniden buluÅŸacaktır.
Devrimci sosyalistler ve üçüncü cephe güçlerinin, Alevi emekçilerimize dönük politik faaliyet ve örgütlenme çalışmalarında cepheleştirme mücadelesine iki temel çizgi yön vermelidir. Birincisi, demokratik Alevi hareketinin talepleri eksenindeki mücadelesine antifaşist bir nitelik kazandırarak, örgütlülük alanını genişletmek. İkincisi ise Alevi emekçilerimizin kendilerini, mevzilerini özsavunmalarını güçlendirerek, aktif savunma hattında konumlanmalarını sağlamak.
Devrimci sosyalistler, bu temelde öncü bir rol oynama noktasında kendilerini konumlandırmayı başarmalıdır. Bu sürecin örgütlenmesine en fazla ışık tutacak ise geçmiş deneyim ve tarihtir. Demokratik Alevi hareketinin mücadele mevzilerini kuran, büyüten, Sivas katliamını sokakta direnişle yanıtlayan, Gazi ayaklanmasına önderlik eden devrimci sosyalistler, tarihi deney ve başarılarına yeni bir düzey ve nitelik kazandırma görüş açısıyla hareket etmelidir. Bu da ancak Alevi emekçileri arasında örgütlülük düzeyinin büyütülmesi, öncü de örgütlenmesi ile mümkün olacaktır.
Her 2 Temmuz’da yükseltilen “Sivas katliamını unutma/unutturma” ÅŸiarını salt katliam anı olarak okuyamayız. Katliam günlerinde ortaya çıkarılan mücadele ve direniÅŸ; Gazi ayaklanması aynı tarihsel hafızaya aittir. Ve bugün zorunlu olan, tüm ezilen emekçi halklar, Aleviler baÅŸta olmak üzere ezilen inançlar, kadın, LGBTİ+’lar için bir katliam makinasına dönüşen faÅŸist ÅŸeflik rejimine karşı, fiili meÅŸru mücadele hattından antifaÅŸist mücadelenin büyütülmesidir. Ve bugün ihmal edilmemesi gereken görev, Alevi emekçilerimizin üçüncü cepheye kazanılması, örgütlenmesidir.
ATILIM gazetesinin 21 Haziran tarihli 120. sayılı başyazısı
