19 Haziran: İki kıtada solun yıldızının parladığı gece | Ertuğrul Kürkçü


“Tarihsel SözleÅŸme” ittifakının Kolombiya’nın ilk sol yönetimini iÅŸbaşına getirdiÄŸi BaÅŸkanlık seçimleri ve NUPES’in solu on yıllar sonra ana muhalefete taşıdığı yasama meclisi seçimleri Avrupa ve Güney Amerika tarihine istisnai bir dönüşüm anı olarak geçti.

Yeni hafta sosyalist ve radikal demokratik güçler için tarihsel başarılarla başlıyor.

Gerçi bu başarıların ipuçları iki-üç hafta öncesinde belirmişti.

Güney Amerika’nın merkez ülkelerinden Kolombiya’da ilk turda Gustavo Petro ve Francia Marquez Mina üç hafta önce Parlamento seçimleri ve BaÅŸkanlık seçimlerinin ilk turundaki baÅŸarılarını dün TSİ gece yarısı tamamladılar.

Fransa’daysa, sol, iki ay önce imkansız görünen bir ittifakı kotararak CumhurbaÅŸkanlığı seçiminin birinci turundan en önde çıktıktan bir hafta sonra parlamentoda ana muhalefet konumuna yerleÅŸti.

Tarihin büyük ödülü Kolombiya’nın…

Gustavo Petro önderliÄŸindeki sol ittifak “Tarihsel SözleÅŸme”, CumhurbaÅŸkanlığı seçiminin birinci turunu önde bitirirken aldığı 8,5 milyon oyu ikinci turda 10,5 milyona çıkarttı ve “Hitler hayranı” rakibi milyarder müteahhit Rodolfo Hernandez’in saÄŸcı bulamacını yenilgiye uÄŸratmayı baÅŸardı.

BaÅŸkan Gustavo Petro ve BaÅŸkan Yardımcısı Francia Márquez Mina Kolombiya’nın ve Kolombiya sol ve devrimci güçlerinin “makûs talih”ini yenmesine öncülük ederek tarihe geçtiler.

Gustavo Petro, Kolombiya’nın ilk solcu, devrimci BaÅŸkanı olarak ülke siyasetini yeni bir rotaya sokmanın sorumluluÄŸunu üstlendi. BaÅŸkan yardımcısı Afrikalı-Kolombiyalı feminist ve köylü toprak mücadelesi öncüsü Francia Márquez Mina ülkenin ve kıtanın ilk siyah ve kadın baÅŸkan yardımcısı olarak özgürlük ve eÅŸitlik kavgasında kadınların tarihsel konumunu pekiÅŸtirdi.

Kolombiya’da solun bu baÅŸarısının önemini ifadede sözcükler yetersiz kalabilir. Latin Amerika’nın bu sonsuz güzellikler ve doÄŸal kaynaklarla dolup taÅŸan ülkesinin çalışkan ve onurlu halkı, on yıllar boyu zalim büyük toprak ve sermaye sahipleri oligarÅŸisinin -kelimenin tam sözlük anlamıyla- kırbacı altında devletin ÅŸiddetine, yoksulluÄŸa ve baskılara karşı toprak, ekmek ve barış uÄŸruna kahramanca bir mücadele yürütmüşlerdi. Ancak, zaman zaman elde ettikleri parlak baÅŸarılara karşın ABD’nin sonsuz askeri ve siyasi desteÄŸini arkasına alan mülk sahiplerinin iktidarını tam anlamıyla sarsamamışlardı.

19 Haziran seçim sonuçları, Kolombiya halkının bu kez demokrasiyi kazanırken ortaya koyduğu büyük cesaret ve kararlılık yanında bu tarihsel zaferin karşısına dikilen siyasal ve toplumsal engelleri aşmadaki maharet ve zekasına da tanıklık ediyor.

Kolombiya’da solun zaferi kıtadaki bütün ilerici ve demokratik güçler için de ileriye atılmış bir adım oldu. Son iki yılda Bolivya, Åžili, Peru ve Honduras’ın ardından Kolombiya’da gelen zafer 2 Ekim’de Brezilya’da gerçekleÅŸecek BaÅŸkanlık seçimlerinde Lula’nın yeniden iktidara yükselecek oluÅŸunun da habercisi gibi. Böylece, solun daha önce iktidara ulaÅŸtığı Arjantin, Uruguay, Venezuela ve Meksika’yla birlikte Latin Amerika 2022 biterken tarihte ilk kez ABD hegemonyasından özgürleÅŸerek demokratik ve özgürlükçü bir yeni çağın eÅŸiÄŸine ulaÅŸmış olacak.

“Tarihsel SözleÅŸme” ittifakının, hidrokarbonlara dayalı enerji siyasetine karşı programının belkemiÄŸini “yaÅŸam siyaseti” oluÅŸturuyor. Solun Kolombiya’daki zaferi, böylece, olaÄŸanüstü zenginlik ve bollukla dolup taÅŸan Güney Amerika’nın Kuzeyin ekonomik ve ekolojik yaÄŸmasından kurtuluÅŸuna doÄŸru atılmış en büyük adımlardan biri olmakla kalmıyor, gezegenin iklim krizinden çıkışı için de büyük bir imkan oluÅŸturuyor.

Solun Kolombiya’daki zaferi öte yandan İlerici Enternasyonal’in kuruluÅŸuna omuz veren üç ÅŸahsiyetin – Åžili’de Gabriel Boric, Honduras’ta Xiomara Castro ve ÅŸimdi de Kolombiya’da Gustavo Petro’nun- zincirleme baÅŸarılarında bir halka oldu. Latin Amerika’da su yüzüne vuran bu yeni uluslararası dayanışma süreci, Solun dünya çapında seçeneksiz olmadığını, yirminci yüzyıl devrimlerinin yenilgilerinin küllerinden yeni bir enternasyonalizmin doÄŸmakta olduÄŸunu da müjdeledi.

Fransa’da sol son düzlükte öne geçti

Jean-Luc Mélenchon öncülüğündeki Boyun EÄŸmeyen Fransa ittifakının başını çektiÄŸi Yeni Ekolojik ve Toplumsal Halk BirliÄŸi ittifakı NUPES Pazar günü parlamento seçimlerinde, BaÅŸkanlık seçimlerinde yakalanan baÅŸarıyı ileri götürdü. Düşük katılımlı seçimde Boyun EÄŸmeyen Fransa, YeÅŸiller, Sosyalist Parti ve Fransa Komünist Partisi’nin, bağımsızlarla birlikte oluÅŸturduÄŸu ittifak 149 sandalyeyle ana muhalefet olarak meclise girdi.

NUPES’in yanısıra, “Fransa YSK’sı”nın, denizaşırı bölgelerde NUPES’i destekledikleri halde ittifaktan saymadığı “diÄŸer sol”un 21 milletvekili de katıldığında Fransa Solu Mitterand dönemi sonrasında ilk kez bu kadar geniÅŸ bir sosyalist ve radikal demokratik ittifakla Meclis’te temsil edilecek.

Bu sonuçlarla, geçtiÄŸimiz dönemde solun Meclis’teki varlığının sınırlılığı dolayısıyla ulusal ölçekte seslerini duyuramayan, Sarı Yelekliler, Çiftçiler, Kadınlar ve öğrenciler ÅŸimdi Fransa’ya ve sadece Fransa’ya deÄŸil Avrupa kıtasına da “en yüksek kürsü”den seslenme olanağına kavuÅŸmuÅŸ olacaklar.

Solun Fransa’da yükselen siyasal grafiÄŸi NUPES’in gelecekteki baÅŸarılarına baÄŸlı olarak, Eylül’de İsveç ve Kasım’da Portekiz’de yapılacak genel seçimlerde ve 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de “kartopu etkisi”ni sürdürebilir.

NUPES’in muhalefeti Avrupa’da “Rus düşmanlığı” bayrağına sarılarak yükselen savaÅŸ yanlısı ve militarist gerici-liberal ittifakın çözülmesinde bir kama görevi görebilir. Kolombiya’da olduÄŸu gibi Fransa’da da NUPES’in yükselttiÄŸi “ekolojik toplum” hedefi gezegenin yaÄŸmasına karşı insanlığa kapitalizmden baÅŸka bir seçeneÄŸin mevcudiyetini hissettirebilir.

Türkiye ve Kürdistan için hisse

Fransa ve Kolombiya seçimlerinden Türkiye ve Kürdistan için de hisse var elbette. Her iki seçimde solun yakaladığı yükseliş yaklaşmakta olan Türkiye genel seçimlerinde, kadın, emek, Kürt, demokrasi ve özgürlük düşmanı Cumhurbaşkanlığı rejiminden çıkış için bir anahtarın mevcudiyetini göze batırıyor.

Bu zalim, ucube ama bir o kadar da soytarı rejime, yükselen toplumsal muhalefet güçlerinin -yani emekçiler, kent yoksulları, Kürtler, kadınlar ve Alevilerin- taleplerine yanıt veren bir programla dur demek mümkündür. Barış, demokrasi, sosyal ve ekolojik haklar ve ekonomik eşitlik üzerine kurulmuş bir programın halkların kalbini ve desteğini kazanması mümkün, hatta kaçınılmazdır.

Kolombiya, Bolivya, Peru, Brezilya oligarÅŸilerinin zulmü, kıyıcılığı ve entrikaları Tayyip ErdoÄŸan’ınkinden hiç de geri deÄŸildi. Gladio kanlı karşı devrimci taktikleri en önce Güney Amerikalı devrimcilerin bedenleri üzerinde denemiÅŸti. Amerikancılık icat olana kadar Fransa sömürgeciliÄŸi, gericiliÄŸi ve saÄŸcılığı, Türk gericiliÄŸinin, ırkçılığının istilacılığının ve Nazi iÅŸbirlikçiliÄŸinin modeli ola gelmiÅŸti. Latin Amerika ve Avrupa gericiliÄŸi yeni darbelerle sarsılırken, Latin Amerika ve Avrupa’da demokratik, sosyal, anti kapitalist, anti faÅŸist ve feminist güçleri baÅŸarıya götüren çoÄŸulcu, içerici ve dayanışmacı ittifak stratejileri Türkiye’nin demokratik güçlerinin su gibi muhtaç olduÄŸu baÅŸarılar için görkemli bir esin kaynağı sunuyor.


ErtuÄŸrul Kürkçü – Bianet – 21.06.2022