15’lerin bayrağı komünizm mücadelesinde dalgalanıyor

Kemalist rejim, Mustafa Suphileri yeni kurdukları burjuva iktidarları için en büyük tehlike  görüyordu. Komünist fikirlerin halk kitleleriyle buluÅŸmasını engellemek için TKP yöneticilerini katletmeye karar verdiler. Mustafa Kemal, Ankara hükümetine baÄŸlı DoÄŸu Kuvvetleri’nin komutanı Kazım Karabekir’e telgraf çekti. Komünist partinin Anadolu topraklarında büyümesinden duyulan endiÅŸenin “Ankara’da komünizm cereyanları” olduÄŸu ÅŸeklinde dile getirildiÄŸi mesajda, “Bakü Türk Komünist Fırkası reisi Mustafa Suphi’nin bu cereyanları körüklemesi sakıncası akla gelmektedir” ifadeleri yer alıyordu. Birkaç gün sonra toplanan TBMM toplantısında komünizm “bulaşıcı hastalık” sözleriyle tarif edilirken, önlem alınması vurguları yapılıyordu.

Kemalist rejim, bir devlet politikası olarak Ermenilere, Kürtlere, Rumlara ve Alevilere karşı sayısız katliam gerçekleştirdi. Katliam politikası devrimci komünist öncüleri de hedef aldı.

Farklı zamanlarda işçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelesine öncülük yapan Paramazlar ve Mustafa Suphiler gibi devrimci önderler, devlet eliyle katledildi. Örgütledikleri hareketler ortadan kaldırılmak istendi.

Suphiler ve Paramazlar bu topraklarda yeni bir sosyalist damarı temsil ediyorlardı. Ermeni soykırımının ilk dönemlerinde katledilen Paramazların ardından, sonraki yıllarda komünistlerin birliğini sağlayarak mücadelelerine daha güçlü bir seyir kazandırmak için yola çıkan Mustafa Suphiler önemli bir odak haline gelmişti.

Türkiye Komünist Partisi (TKP), Mustafa Suphi ve Ethem Nejat öncülüğünde 10 Eylül 1920 tarihinde Bakü’de 1. Kongresini topladı. Kongreye 51’i Türkiye ve Kürdistan’ın çok sayıda il ve ilçesinden toplam 71 delege katılmıştı. İzmir ve Adana delegeleri savaÅŸ koÅŸulları nedeniyle kongreye gidememiÅŸti.

Ethem Nejat ve HilmioÄŸlu Hakkı’nın farklı kentlerde birbirlerinden bağımsız faaliyet yürüten komünist grupların birleÅŸmesi için verdikleri öneri, kongrede oybirliÄŸi ile kabul edildi. Bu, TKP’nin komünistlerin birliÄŸini saÄŸlama konusunda birleÅŸtirici rolünün somutlaÅŸmasıydı. Kongrede TKP’nin Merkez Komitesi’ne Mustafa Suphi, Ethem Nejat, İsmail Hakkı, HilmioÄŸlu Hakkı, Nazım İbrahim ve Süleyman Nuri seçildi. TKP kurucuları arasında Anadolu ÅŸehirlerinde kitle mücadelesi yürüten çok sayıda delege vardı. Türkiye ve Kürdistan delegelerinin etkinliÄŸi sonucu ülkeye dönme fikri karara baÄŸlandı. Kongrede alınan karar, “Fırkanın Anadolu’ya nakli” ÅŸeklinde tarif edilmiÅŸti. Aralık ayına kadar bu doÄŸrultuda hazırlık ve planlamalar yapıldı. “Åžark Åžubesi” TKP’nin kuruluÅŸ dönemi ve alınan kararlar konusunda III. Enternasyonal’i de bilgilendirdi. Kongre öncesinde olduÄŸu gibi sonrasında da çok sayıda partili, propaganda, örgütlenme ve istihbarat çalışmaları için Türkiye ve Kürdistan’a gönderildi.

TKP önderliÄŸi resmi gidiÅŸlerini planlamak için toplantılar yaptı. TKP, kuruluÅŸ temellerinde halklar arasında ayrım yapmadı. Biri, ülke içindeki Kürt, Ermeni ve Türk işçi, köylü ve aÅŸiretlere, ikincisi Rus ve Avrupa proletaryasına seslenen bildiriler kaleme alındı. TKP’nin görüşlerini yaymak amacıyla bir gazete çalışması baÅŸlatıldı.

Mustafa Suphi ve 15’lerin yolculukları 19 ve 23 Aralık’ta iki kafile halinde baÅŸladı. İlk grupta TKP Genel BaÅŸkanı Mustafa Suphi ve Genel Sekreteri Ethem Nejat ile beraber yayın sorumlusu HilmioÄŸlu Hakkı, istihbarat sorumlusu Nazım İbrahim’in de aralarında olduÄŸu 28 komünist yer alıyordu. Mustafa Suphi ile evli olan Maria (Meryem) Kars’ta buluÅŸan grupta yer alan tek kadın komünistti. On kiÅŸilik bir grup Novorososki üzerinden gizli biçimde Karadeniz ve Diyarbakır’a gönderildi.

Kemalist rejim ikiyüzlü bir politika izledi. Mustafa Suphi ve arkadaÅŸları, 28 Aralık 1920 tarihinde Kars’ta resmi tören ile karşılandı. Ankara’ya nasıl gideceklerini ayarlamakla ilgilenen Kazım Karabekir, Mustafa Suphileri üç hafta bu kentte tuttu.

Kemalist rejim, Mustafa Suphileri yeni kurdukları burjuva iktidarları için en büyük tehlike olarak görüyordu. Komünist fikirlerin halk kitleleriyle buluşmasını engellemek için TKP yöneticilerini katletmeye karar verdiler.

Mustafa Kemal, Ankara hükümetine baÄŸlı DoÄŸu Kuvvetleri’nin komutanı Kazım Karabekir’e telgraf çekti. Komünist partinin Anadolu topraklarında büyümesinden duyulan endiÅŸenin “Ankara’da komünizm cereyanları” olduÄŸu ÅŸeklinde dile getirildiÄŸi mesajda, “Bakü Türk Komünist Fırkası reisi Mustafa Suphi’nin bu cereyanları körüklemesi sakıncası akla gelmektedir” ifadeleri yer alıyordu.

Birkaç gün sonra yapılan TBMM toplantısındaki konuÅŸmalarda komünizm “bulaşıcı hastalık” sözleriyle tarif edilirken, önlem alınması vurguları yapılıyordu.

Kars’taki bu bekletme, kanlı bir katliam planının hazırlıklarının yapılması içindi. Mustafa Suphi’nin, kemalist rejim temsilcileri ile yaptığı görüşmelerden olumlu sonuç çıkmadı. Son olarak görüşülen Kazım Karabekir’in yanıtı, “Ya hepiniz Erzurum üzerinden giderek halkın gidiÅŸatını görürsünüz, veyahut Ankara’ya gitmekten vazgeçer, Bakü’ye dönersiniz” ÅŸeklinde oldu. Görüşmede grubun ikiye bölünerek gitmesi konusunda anlaşıldı. İlk grup 14 Ocak günü Erzurum’a gitmek için yola çıktı. Mustafa Suphi grubun Erzurum’a ulaÅŸtığı haberini alınca 16 Ocak’ta yola çıktı. Kazım Karabekir’in Ankara’dan aldığı talimatla başında yer aldığı katletme planı, Erzurum ve Gümüşhane valilerine gönderdiÄŸi mesajla hayata geçirilmeye baÅŸlandı. Öncesinde antipropagandası yapılan TKP heyetinin yoluna çıkan güruhlar, “din, namus, mülk elden gidecek” ÅŸeklinde söylemlerle Maçka’dan Trabzon’a kadar saldırılar gerçekleÅŸtirdi.

Mustafa Suphi ve arkadaÅŸları, Trabzon’da Yahya Kaptan komutasındaki katillere teslim edildi. Silahları alınan komünistler, Karadeniz’e açılmak üzere bir motora götürüldü. Hemen arkalarından açılan ikinci motorda Yahya Kaptan’ın emrinde bulunan Faik Reis ve çetesi vardı. 28 Ocak’ı, 29 Ocak’a baÄŸlayan gece 16 komünistten 15’i, Sürmene açıklarında Maria’nın gözleri önünde süngülerle katledildi. Elleri ayakları baÄŸlanarak Karadeniz’in hırçın sularına atıldı.

Bu kanlı saldırıda Mustafa Suphi, Ethem Nejat, Aşçıoğlu Bahaeddin (Muallim), Kasım Hulusi, Kıralioğlu Maksut, Hilmioğlu İsmail Hakkı (Doktor), Ahmetoğlu Hayrettin (Nefer), Hakkı Bin Ahmet Ali (Topçu Yüzbaşı), Emin Şefik (Mühendis), Tevfik Bin Ahmet (Tayyare Yüzbaşısı), Kazım Bin Ali (İhtiyat Zabiti), Hatipoğlu Mehmet, Hacı Mustafaoğlu Mehmet ve Cemil Nazmi Bin İbrahim katledildi.

Grupta yer alan tek kadın komünist olan Maria, Yahya Kaptan tarafından esir alındı. Bir zengine seks kölesi olarak satıldı. Daha sonra katledilen Maria’nın akıbeti, uzun yıllar boyunca netleÅŸtirilmedi. Maria’nın ismi, 15’lerin içinde dahi yer almadı. Bu devrimci hareket açısından büyük bir eksiklikti.

Karadeniz sularında gerçekleÅŸen katliamın 122. yılında TKP’nin önder kadroları Mustafa Suphi ve 15’ler ile adı dahi yazılmayan kadın komünist Maria’yı saygı ile anıyoruz. Anıları komünizm mücadelesinde her zaman yaÅŸayacaktır. (ETHA – 28.01.2022)