Kobanê davasının soruÅŸturma ve kovuÅŸturma sürecinin hukuksuzluklarını teÅŸhir eden DEM Parti MYK, 17 Nisan’da karar verilmesi beklenen duruÅŸmaya çaÄŸrı yapıt. DEM Parti MYK, özgürlüklerden yana tutum almaya çağırdı.
Halkların EÅŸitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu, 17 Nisan’da görülecek Kobanê davasında özgürlüklerden yana tutum almaya çağırdı. İnsanlığa karşı büyük suçlar iÅŸleyen DAİŞ ve arkasındaki güçlerin insanlık için halen büyük bir tehdit olmayı sürdürdüğü belirtilen açıklamada, “2014 yılında Musul’un peÅŸkeÅŸ çekilmesiyle iyice palazlanan ve yönünü Åžengal baÅŸta olmak üzere Kürt bölgelerine çeviren IŞİD barbarlığı ve karanlığı büyük bedellerle Kobanî’de durduruldu” hatırlatması yapıldı.
‘HDP’LİLER SORUMLU TUTULARAK KOBANÊ DAVASI AÇILDI’
Åžengal’de binlerce Êzidîyi katleden, kadınları köle pazarlarına satan her türlü insani deÄŸeri yok ederek ilerleyen DAİŞ’in geçtiÄŸi her yerde büyük katliamlar ve suçlar iÅŸlediÄŸi kaydedilen açıklamada, “IŞİD Kobanî’de direniÅŸle karşılaÅŸtığında aldığı emirlerle daha büyük katliamlara soyundu. Dünyanın büyük bir kaygı ile izlediÄŸi bu saldırılara karşı BM Genel SekreterliÄŸi’nden ‘etki edebilecek aktörlerin devreye girmesi yoksa Kobanî’de bir katliamın yaÅŸanacağı’ yönünde açıklamalar yapıldı. IŞİD’in Åžengal’deki soykırımı ve Kobanî’nin IŞİD tarafından kuÅŸatılması, yeni katliamların olacağına dair somut veriler, sadece Türkiye’de deÄŸil tüm dünyada yoÄŸun protestolara neden olmaya baÅŸladı. Aynı dönemde Türkiye’de de yüzbinlerce insan benzer meÅŸru talepleri dile getirdi, katliama seyirci kalınmaması ve Kobanî’ye insani yardım koridorunun açılması talebinde bulundu. Dünyanın her yerinde baÅŸlayan barışçıl yürüyüş, protesto ve basın açıklamaları, ‘Kobanî düştü, düşecek’ açıklaması üzerine devreye giren paramiliter güçlerin ve kolluk güçlerinin gerçekleÅŸtirdiÄŸi katliamlarla gölgelenmeye çalışıldı. Kobanî protestolarında İnsan Hakları DerneÄŸi’nin (İHD) verilerine göre 46, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün açıkladığı verilere göre de 48 sivil yaÅŸamını yitirdi. Bu olaylarda yaÅŸanan ölümlerin araÅŸtırılması ve sorumlularının bulunması için HDP tarafından Meclis’te onlarca önerge verilmesine raÄŸmen önergelerin tamamı AKP-MHP oylarıyla reddedildi. Ancak aradan altı yıl geçtikten sonra 2020 yılında atılan bir tweet bahane edilerek çoÄŸunluÄŸu HDP’li olanların ölümünden yine HDP’liler sorumlu tutularak Kobanî kumpas davası açıldı” denildi.
‘SORUÅžTURMA VE KOVUÅžTURMA SÜREÇLERİ HUKUK DIÅžI’
HDP’nin tasfiyesine dönük bir kumpastan ibaret olan Kobanê davasının, DAİŞ vahÅŸetine karşı onurlu duruÅŸ sergileyen siyasetçilerden intikam alma davası olduÄŸunun altı çizilen açıklamada, yargılamanın tüm aÅŸamalarının bu gerçeÄŸi gözler önüne serdiÄŸi belirtildi. Açıklamada, “Karar duruÅŸması aÅŸamasına gelen Kobanî kumpas davasına konu savcılık soruÅŸturması ilk olarak 2014 yılında baÅŸlatılmış, 2015-2016 yıllarında arkadaÅŸlarımızın ifadelerin alınmasının ardından dosyada kayda deÄŸer bir geliÅŸme yaÅŸanmamış, soruÅŸturma sürüncemede bırakılmıştır. Açıkçası dosyada dava açılmasını gerektirecek en ufak bir delil yoktur, olması da hukuken mümkün deÄŸildir. Bu dosya için özel olarak görevlendirilen çok özel Savcı’nın, ifade alma dışında hiç iÅŸlem yapılmayan bu ölü dosyayı yeniden canlandırmış olması yasalarla deÄŸil talimatla hareket ettiÄŸinin en sarih izahıdır. SoruÅŸturma aÅŸamasının her bir adımı kurgu olup dosyada unutulan 2018 tarihli Ankara TEM Åžube belgesi bu kurgunun açık ispatı olmuÅŸtur. Bu belge AKP/MHP iktidarında yeni bir andıç belgesi/talimatı olarak hafızalarda yer alacaktır. Kobanî kumpas davası soruÅŸturma aÅŸaması ne denli hukuk dışı yürütüldüyse kovuÅŸturma aÅŸaması da o denli hukuk dışı usullerle yürütülmüştür. KovuÅŸturma aÅŸamasının her bir safhası, mahkemenin kendi yarattığı istisnai bir hukukla yürütülmüştür. Yargı tam anlamıyla bu dava özelinde siyasallaÅŸmıştır. Hukuk dünyasında bilinen/ bilinmeyen ne kadar hukuk dışı usul varsa uygulanmıştır. Mahkeme heyeti tarafından tüm duruÅŸmalar adil yargılanma hakkını ihlal edilerek yönetilmiÅŸ, savunma hakkı ortadan kaldırılmış, avukatların söz kurması engellenmiÅŸtir. Mahkeme baÅŸkanı ‘derin devletin ticari istihbarat ayağı’ olarak adlandıran ‘Atadedeler’ suç örgütünün yöneticisi olmaktan yargılanmış, yargılandığı dava siyasilerden talimat aldığı şüphesini desteklemiÅŸ, buna raÄŸmen yaptığı hiçbir iÅŸlem iptal edilmemiÅŸtir. İktidar ortakları her fırsatta açıklamaları ile mahkeme üzerinde baskı kurmuÅŸ, baskı altındaki mahkeme kumpası bir an önce nihayete erdirmek için savunma sürelerinin kısıtlanması, duruÅŸma periyotlarının sıkılaÅŸtırılması, kimi siyasetçilerin savunmasını almaktan vazgeçilmesi, henüz savunmalar tamamlanmamışken tanık ve müştekilerin dinlenilmesi, tanıkların mahkeme heyeti tarafından yönlendirilmesi gibi birçok hukuk dışı karar vermiÅŸtir. Mecliste çıkarılan Çözüm Süreci Kanunu’na raÄŸmen, çözüm süreci bu yargılama ile hedef alınmış ve mahkum edilmeye çalışılmıştır” ifadeleri kullanıldı.
‘HUKUK KUMPASINI BOÅžA ÇIKARMAK İÇİN DEMOKRATİK SİYASETTEN YANA SAF TUTMAYA DAVET EDİYORUZ’
Davanın bir kumpas olduÄŸu AİHM kararları ile tescillendiÄŸi hatırlatılan açıklama şöyle devam etti: “AHİM Büyük Daire, DemirtaÅŸ/Türkiye kararında suçlama konusu tweetler uzun uzun deÄŸerlendirilmiÅŸ ve tweetlerin siyasi söylem sınırları içinde kaldığı, ÅŸiddet eylemlerinin nedeni olarak görülemeyeceÄŸi, tweetler gerekçe gösterilerek soruÅŸturma yapılamayacağı, dolayısıyla tutuklanma da olamayacağı belirtilerek ihlallerin ortadan kaldırılmasına, sayın DemirtaÅŸ’ın tahliyesine karar vermiÅŸtir. En önemlisi de ikinci tutuklamanın, ilk tutuklamanın devamı olduÄŸu belirtilmiÅŸtir. Ancak bu karara raÄŸmen yargılamaya devam edilmiÅŸ ve bu karardan sonra baÅŸta DemirtaÅŸ olmak üzere derhal tahliye edilmesi gereken siyasetçiler tahliye edilmemiÅŸtir. Gelinen aÅŸamada savunmalar tamamlanmadan hakikatten kopuk bir mütalaa sunulmuÅŸ ve HDP’li siyasetçilerin cezalandırılması talep edilmiÅŸtir. MeÅŸru olmayan yargılamanın mütalaası da meÅŸru deÄŸildir. Bu mütalaa olsa olsa çöktürme planının mütalaası olarak adlandırılabilir. Mütalaadan sonra savunma süresi kısıtlanan arkadaÅŸlarımız savunma yapmak zorunda bırakılmış, seçimden önce 17-18 Mart günlerinde son sözler alınarak dava, kararın açıklanacağı 17 Nisan gününe bırakılmıştır. Nasıl ki bugüne kadar birçok hukuksuzluÄŸa direnip boÅŸa çıkardıysak bu kumpası da boÅŸa çıkaracağız. İktidar blokunun hukuk kumpasını bir kez daha boÅŸa çıkarmak için tüm demokratik kamuoyunu, STK’ları ve siyasi partileri demokratik siyasetten yana saf tutmaya davet ediyoruz.”
