Emek ve Özgürlük İttifakı deklarasyonu: Sömürülen ve ezilen bütün halk kitlelerinin ittifakı

Emek ve Özgürlük İttifakı deklarasyonu açıklandı: Herkesi ortak ve birleşik mücadeleye davet ediyoruz! Hep birlikte başaracağız…

Emek ve Özgürlük İttifakı deklarasyonunu açıkladı.

Deklarasyonun tam metni şöyle:

“Ekonomiden siyasete birçok alanda Cumhur İttifakının yarattığı yıkımı durdurmak, Tek Adam Yönetimi’ni sonlandırmak, halkın çalışma ve yaÅŸam koÅŸullarını iyileÅŸtirmek, demokratik hak ve özgürlükler temelinde bir deÄŸiÅŸim ve dönüşümün gerçekleÅŸmesini saÄŸlamak önümüzdeki dönemin acil görevidir. Bu deÄŸiÅŸim ve dönüşümün yaÅŸanabilmesi için emekten, barıştan, demokrasiden yana güçlerin ortak ve birleÅŸik mücadeleyi güçlendirmesi ve kararlı bir ÅŸekilde sürdürmesi büyük önem taşıyor. Bu birlik ve mücadele yeni dönemin belirleyici, etkin bir gücü de olmak zorundadır. Halkın beklentisi ve talebi de bu yöndedir.

Verilecek ortak mücadele, takınılacak güçlü ve kararlı tutum, halkın acil ekonomik taleplerinin elde edilmesi ve demokratikleÅŸme yolunda adımlar atılmasını saÄŸlayacak bir yürüyüş olacaktır.  Bu yürüyüşün uÄŸrak yerlerinden biri olan seçimler Türkiye için kritik bir anlam taşımaktadır. Seçim sürecinde halkın gelecek umutlarını salt sandığa baÄŸlamadan, ancak sandığın önemini de görmezden gelmeden emek ve demokrasi mücadelesini yükselterek, bu temelde halkı seçimlerden kazanımla çıkmaya motive etmek ve seçim güvenliÄŸi için bütün tedbirleri almak ihmal edilemez bir sorumluluktur. İçinden geçtiÄŸimiz bu olaÄŸanüstü süreçte ekonomik ve politik acil görevlerin gerçekleÅŸmesi için hedeflediÄŸimiz ittifak, sömürülen ve ezilen bütün halk kitlelerinin ittifakıdır. İşçilerin, emekçilerin, yoksulların, kadınların, gençlerin, doÄŸa ve insan hakları savunucularının dayanışması ve ittifakıdır. Ortak, güçlü ve kararlı bir mücadele zeminidir.

İNSANCA ÇALIŞILACAK VE YAŞANACAK BİR EKONOMİK DÜZEN

Bu iktidarın program ve icraatları, emperyalizmin, sermaye sınıfının, kendi yandaş şirket ve holdinglerinin çıkarlarını önceleyen bir politik anlayışa ve uygulamalara dayanıyor. Yandaşları da palazlandıran bu haksız ve usulsüz ihale sistemi hukuken yeniden incelenmeyi gerektiriyor. İzlenen sömürü ve baskı politikalarının işçi ve emekçilerde, yoksul çiftçi, köylü ve esnafta, ezilen halk kesimlerinde yarattığı ekonomik ve sosyal yoksunluk toplumun birinci derdi haline gelmiştir. Hayat pahalılığı, düşük ücretler, işsizlik, yoksulluk, geçinme, barınma vb. sorunlarının çözülmesi için somut adımların atılması ve işçilerin, emekçilerin, ezilen halk kitlelerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi bugün herkes için ilk meseledir. Bu gerçekten hareketle yaşanan ekonomik krizin ve çok yönlü toplumsal yıkımın ağır faturasını yerli ve yabancı sermayeye ödetecek, emekçilerin yaşadığı güvencesizliğe ve geleceksizliğe son verecek politikaların izlenmesi şarttır.

Bu kapsamda;

  • Zamların durdurulması, ücretlerin açlık ve yoksulluk sınırının üzerinde insanca yaÅŸanacak bir düzeye çıkarılması, iÅŸten atmaların yasaklanması, istihdamın artırılması, temel tüketim maddelerinden alınan vergilerin kaldırılması, az kazanandan az çok kazandan çok vergi alınması, yoksulluÄŸu ortadan kaldıracak bir ekonomik programın izlenmesi en büyük toplumsal ihtiyaçtır.
  • Bütçe kaynaklarının; saraylar, savaÅŸlar, yandaÅŸlar ve dış borçların ödenmesi için deÄŸil halkın ekonomik güvencesi ve doÄŸrudan gelir destekleri için seferber edilmesi ilk adımlardır.
  • Halkın; elektrik, doÄŸal gaz, su, internet gibi temel ihtiyaçlarının bir ‘sosyal haklar programı’ kapsamında, aylık geliri yoksulluk sınırının altında olan herkese ücretsiz saÄŸlanması; KYK borçlarının tamamen silinmesi, emeklilikte yaÅŸa takılanların (EYT), öğretmenler baÅŸta olmak üzere kamuda ataması yapılmayan tüm meslek gruplarının sorunlarının çözülmesi acil ihtiyaçtır. Emeklilerin yaÅŸam koÅŸullarının iyileÅŸtirilmesi, yoksul çiftçilerin borçlarının silinmesi, maÄŸduriyetleri olaÄŸanüstü artan esnafın desteklenmesi ilk yapılması gerekenler arasındadır.
  • Özellikle enerji ve ulaşım hatları, saÄŸlık ve eÄŸitim alanlarında nitelikli, parasız ve kamusal hizmetlerin verilebilmesi için işçilerin, emekçilerin denetimini içeren acil kamusallaÅŸtırma adımlarının atılması gereklidir.
  • Kadın yoksulluÄŸuna son verecek, ekonomik yaÅŸamın her alanında eÅŸit ve etkin olmasını saÄŸlayacak politikalar ÅŸarttır. 18 yaÅŸ ve altı çocuk emeÄŸinin ücretli emek olarak kullanılması yasak olmalıdır.
  • ‘Geri Kabul AnlaÅŸması’ iptal edilmelidir. Dönmek isteyen sığınmacılar için bölgede barış ortamı saÄŸlanmalı, birlikte yaÅŸamı talep eden sığınmacılara mülteci statüsü verilmeli, birlikte yaÅŸamın koÅŸulları inÅŸa edilmelidir.

HALKIN EGEMENLİĞİNE DAYANAN BİR DEMOKRASİ

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altında kurulan tek adam yönetimi, demokratik hak ve özgürlükleri kullanılamaz hale getirmiş, keyfiliği, zorbalığı, hukuksuzluğu ve adaletsizliği kurumsallaştırmış, bu ülkenin ve halkların yaşadığı sömürüyü, baskıyı ve çözümsüzlüğü derinleştirmiş, faşizan uygulamaları gündelik politikanın parçası haline getirmiştir.

Dolayısıyla tek adam sistemini ayakta tutan, besleyen tüm kurum, mekanizma ve bağımlılık ilişkilerini değiştirmek öncelikli amaçlarımızdandır. Seçim barajının kaldırılması, demokratik hakların, siyasal özgürlüklerin en geniş şekilde kullanılmasının garanti altına alınması, demokratik, tarafsız ve bağımsız bir yargı sisteminin kurulması acil bir ihtiyaçtır. Hedefimiz demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi ilkeler temelinde halkın gerçek egemenliğine dayanan bir demokrasinin inşasını sağlamaktır.

Bu kapsamda;

  • Yerinden ve yerelden demokratik yönetim için yerel yönetimlere merkezden kimi alanlarda yetki ve kaynak devrine baÄŸlı, halkın güçlü katılım mekanizmalarının oluÅŸması, yönetimin halkın oyuyla gelmiÅŸ kiÅŸilere ve yerel halk meclislerine devredilmesi, kayyum rejimine son verilmelidir.
  • Bütün işçi ve emekçilerin sınırsız sendikal örgütlenme, her türlü (hak, dayanışma, siyasal ve genel) grev ve toplu sözleÅŸme hakkının güvence altına alınması, günlük çalışma süresinin 7 saat olması ve lokavtın yasaklanması gerekmektedir.
  • Demokrasiyi, eÅŸit yurttaÅŸlık taleplerini ve inanan inanmayan herkes için düşünce, inanç ve vicdan özgürlüğünü kapsayan bir laikliÄŸin inÅŸa edilmesi; Alevilerin eÅŸit yurttaÅŸlık hakkının güvence altına alınması gerekmektedir.
  • Farklı kültürlere, kimliklere, inançlara ve yaÅŸam tarzlarına saygıya dayalı eÅŸit yurttaÅŸlık hakkı, temel bir ilke olarak benimsenmelidir.
  • Kanun hükmünde kararnamelerle yaratılan hak gasplarının giderilmesi, kamuda iÅŸe alımda ve atamalarda her tür ayırımcılığa son verilmesi, halk egemenliÄŸine dayanan demokratik bir düzen için atılması gereken acil adımlardır.
  • Yurtta, bölgede ve dünyada barıştan yana, uzun vadeli halklar arası iÅŸ birliÄŸine yönelik politikalar acil ihtiyaçtır. Bunun için emperyalist güçlerin ve iÅŸ birlikçilerinin çıkarları deÄŸil halkların ihtiyaçları esas alınmalıdır. KomÅŸularımız baÅŸta olmak üzere diÄŸer ülkelerle savaÅŸ ve çatışmaya, askeri güç gösterisine dayalı, yayılmacı politikaları terk etmek; eÅŸit haklara dayalı, ilkeli ve barışçıl bir dış politika yürütmek gerçek anlamda bir halk egemenliÄŸi için zorunludur.

KÜRT SORUNUNDA BARIŞÇIL, DEMOKRATİK ÇÖZÜM

Türkiye’nin çözmesi gereken en köklü sorunlardan biri de Kürt sorunudur. Demokratik çözüm ve barış için ülkedeki bütün toplumsal kesimlerin yaklaşımlarını ve kaygılarını dikkate alan yapıcı bir politika olması gerekendir. DemokratikleÅŸme ile doÄŸrudan baÄŸlantılı ve iç içe geçmiÅŸ olan Kürt sorununun çözümü için inkar ve bastırma siyaseti yerine demokratik ve barışçı bir çözüm için adım atılması gereklidir. SavaÅŸ politikaları, silah ve çatışma yöntemleri yerine, diyalog ve müzakere seçeneklerinin kendini tarihsel olarak dayattığı ve güncel olduÄŸu aÅŸikardır.  Diyalog ve çözüm zeminini kurmak ve güçlendirmek; demokratik müzakere yöntemleriyle tüm toplum için geleceÄŸin kazanılmasına önayak olmak; bu çerçevede, baÅŸta ana dili hakkı olmak üzere tüm evrensel kimlik haklarının tanınması için gerekli düzenlemelerin yapılması büyük önem taşımaktadır.

KADIN, GENÇLER VE DEZAVANTAJLIGRUPLAR İÇİN EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK

Kadınların ve LGBTİ+’ların toplumsal yaÅŸamın bütün alanlarında eÅŸit ve özgür olması için her türlü güvencenin saÄŸlanması zorunludur. Erkek egemen zihniyetten ve uygulamalardan kaynaklanan, kadınlara yönelik sistematik erkek ÅŸiddetiyle ve kadın cinayetleriyle çok kapsamlı bir mücadele ÅŸarttır. İstanbul SözleÅŸmesi’nin yeniden geçerli hale getirilmesi ve uygulanması, toplumsal cinsiyet eÅŸitliÄŸi önündeki siyasal, idari, ekonomik ve kültürel tüm engellerin kaldırılması ilk acil adımlardır. Gençlerin yaÅŸam tercihlerine saygı duyan bir yaklaşımla, kendilerini serbestçe ifade edebilmeleri ve özgürce yaÅŸayabilmeleri için baÅŸta eÄŸitim ve kültür olmak üzere ekonomik, toplumsal ve siyasal alanlarda bütün engeller kaldırılmalıdır. EÄŸitim her kademede parasız, bilimsel ve demokratik olmalıdır. Gençlerin ekonomik olarak desteklenmeleri, her alanda daha fazla yönetime katılmaları, yaratıcı ve ilerletici fikirlerin toplumda daha belirleyici hale gelmesine yol açacaktır. Çocuklar toplumun kendine ait hakları olan özneleridir. Bunu böyle kabul edip, maruz kaldıkları bütün ayrımcılıkla mücadele etmeliyiz. Ülkemizde 10 milyonu aÅŸkın engelli yaşıyor. Engellilik salt bedene indirgenen bir tıbbi yaklaşımla ele alınamaz. Toplumda her anlamda farkındalık yaratmak, engellilerin kamu hizmetlerinden eÅŸit yurttaÅŸlar olarak yararlanması için her çeÅŸit düzenlenmenin kamu tarafından yapılması hayati önemdedir. 

DOĞANIN, ÇEVRENİN VE KÜLTÜREL VARLIKLARIN KORUNMASI

Kapitalizm gölgesini satamadığı aÄŸacı keser. Neoliberal politikaların ülkede derinleÅŸmesini saÄŸlayan iktidar, bütün doÄŸal varlıkları sermayeye peÅŸkeÅŸ çekiyor. İklim krizine karşı acil durum ilanı, kâr ve rant uÄŸruna çılgınca doÄŸa ve çevre tahribatına yol açan, ormanları, tarım alanlarını, akarsuları tahrip eden ve ekolojik dengeyi bozan, doÄŸaya karşı iÅŸlenen suçların odağı olan tüm projeler durdurulmalıdır.  Enerji, ulaşım, kentleÅŸme ve tarım baÅŸta olmak üzere tüm politikalarda doÄŸanın korunması odaklı yaklaşım hem acil hem de zorunludur. Her canlının saÄŸlıklı bir ekosistem içinde yaÅŸam hakkı etkin yasalarla koruma altına alınmalıdır.

Tarihi ve kültürel varlıkların yağmasına son verilmelidir.

HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ!

Çağrımız Türkiye’nin aydınlık ve demokratik geleceğini düşünen tüm kurum, kuruluş ve partilere, tek tek yurttaşlaradır. Hep beraber sorumluluk alalım. Cumhuriyetin 2. yüzyılında yangın yerine çevrilen ülkeyi ortak talepler ve birlikte mücadele anlayışıyla özgür ve demokratik şekilde yeniden inşa edelim. Türkiye halkları ayrımcılığa, nefret söylemine, kutuplaşmaya, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı arasına sıkışmış bir egemen siyasete mahkum değildir. Emek, barış, özgürlük ve demokrasi değerleri temelinde halkın egemen olduğu bir toplumsal düzen kurabiliriz. Bunu başarmak ezilen ve sömürülen halk kitlelerinin değiştirici gücüyle mümkündür. Herkesi bu anlayış ve çağrı doğrultusunda ortak ve birleşik mücadeleye davet ediyoruz! Hep birlikte başaracağız…

(Evrensel)