Benim kahramanım bir Terzi | Mustafa Kumanova


Her ne kadar bu devlet, bu baÅŸbakanlar, bu cumhurbaÅŸkanları o anları yaratanları unutturmaya, yaftalamaya ve karalamaya çabalasa da bizler o güzel devrimcileri unutmuyoruz ve unutmayacağız…

Reel sosyalizmin yıkılması sonucu düşülen boÅŸlukta, aslında aydınlığa deÄŸil karanlığa tutunan, kapitalizmin de çok hoÅŸuna giden düşüncelerden bir tanesi de sosyalizmin baÅŸarısızlığını insan genlerine baÄŸlamasıydı. Dolayısıyla sorunlar insan genleri kaynaklı olduÄŸundan, doÄŸuÅŸtan geldiÄŸinden, yapacak bir ÅŸey de yoktu. Bu düşünceye göre inanç, kıskançlık, zulüm, ÅŸiddet, baskı ve birçok özellik insan genlerinden kaynaklanıyordu. İnsan paylaÅŸmayı sevmiyordu. 

Görüntüde bu düşünce haklı görünüyor. Hele bugünün dünyasında yaÅŸanılan düzen içinde insanın ahlaki ve insani bozulmasına baktığımızda her yeri umutsuzluk kaplıyor. Düzen içinde hangi ideolojiye dayanan yönetim ÅŸekli olursa olsun bozulmadan payını alıyor. Sosyalist olarak iktidara gelenler bırakın işçi sınıfını unutmayı tarihi bile unutuyorlar. Kapitalist düzen savunucularının ne olduÄŸu ise malum. Onlar hırsız doÄŸmuyorlar belki ama hırsızlıkla büyüyorlar. Ve hırsızlık her yeri kaplıyor. En güzel örnek Türkiye. Bugün fırsatını bulan herkes çalabiliyor. Çalmaya karşı olanlar bile fırsat geldiÄŸinde çalıyorlar. Ve çalma iÅŸleminin, sömürü ve ezmenin, üstünü milliyetçilik ve din örtemediÄŸi zaman devreye genler giriyor. “Napalım insanın doÄŸasında var! Sen de çalacaksın!”

Oysa tarihte bazı anlar bize, bugünkü görüntü aldanışı içinde, gerçeÄŸi ve özü sunuyor. Unutturulmak istenilen ve de unutturulan o anlar…İnsanın ve genlerinin bozuk olmadığını bozuk olanın neler ve kimler olduÄŸunu gösteren ve bozuk olanlar tarafından eÅŸi benzeri görülmeyen ÅŸekillerde bastırılan tarihte o anlar bütün çıplaklığıyla bize gerçeÄŸi gösteriyor. Ve gerçek görünmeye baÅŸladığında aydınlık ortalığa saçılıyor…Her ne kadar bu devlet, bu baÅŸbakanlar, bu cumhurbaÅŸkanları o anları yaratanları unutturmaya, yaftalamaya ve karalamaya çabalasa da bizler o güzel devrimcileri unutmuyoruz ve unutmayacağız… Çünkü beden ölse de ruh bir yerlerde kalpten kalbe, nesilden nesile dolaşıyor. Özgürlük ve EÅŸitlik adına dolaşıyor…

***

İstinasız hemen herkesin bir kahramanı vardır. Kimisi hayali kahramandır, kimisi yaÅŸayan kahraman. Kimisi çocukluÄŸunda sarılır kahramanına, kimisi gençliÄŸinde, kimisi de yaÅŸlılığında. Ve her kahraman bir efsanedir hayranının gözünde. Ve her kahraman kimi zaman kurtarır, kimi zaman hayal kırıklığına uÄŸratır. Ama istinasız hemen herkesin bir kahramanı vardır. Ve kahramanlar dokunulmazdırlar; efsane, kült ve bir idol haline getirilirler. 

Her kesim görüşte olduÄŸu gibi sosyalist sol da bu idolleÅŸtirmeden nasibini fazlasıyla almıştır. Sosyalist sol örgütlerde lider kültü çok fazla geliÅŸmiÅŸtir. Kahramanlar, hele ki 5000 yıllık despotik krallıkların hüküm sürdüğü bu topraklarda efendi-köle anlayışının egemen kıldığı kültür üzerine inÅŸa edilen toplumsal normlar ve davranışlar, “geçmiÅŸin gelenek ve göreneklerin insanların üzerine kabus gibi çökmesiyle” birleÅŸtiÄŸinde kahramanlaÅŸtırma kliÄŸi ve kisvesi altında insanları ikna etmenin yaptırım gücü yüksek bir aracı olarak kullanılırlar. Kahramanın-liderin her yaptığı doÄŸrudur ve eleÅŸtirilemezdir. Ancak onun peÅŸinden gidersin ve direktiflere sorgusuz sualsiz uyarsın. EleÅŸtiri sadece karşı tarafa-“düşmana” yöneldiÄŸinde geliÅŸtirir. Bir kahramana ya da lidere yöneldiÄŸinde deÄŸil.

Ve kahramanların çoğu abartılır ve yüceltilir. Misal, Atatürk. Sıradan bir Osmanlı generali olmasına ve tüm devrimciliğine rağmen bir darbeyle adı cumhuriyet kendi cumhuriyet olmayan bir ulus yaratmasına rağmen kahramanlaştırılmış ve putlaştırılmıştır. Neredeyse eleştirmek imkansızdır. Yasalarla korunur. Sosyalist solda da kahramanlar abartılır ve hemen hepsi büyük devrimciler olmalarına rağmen kahramanlığı hak edip hak etmediklerine bakılmaksızın idolleştirilirler. Mesela yakın bir örnek, Castro. Fidel Castro halkı adına devrim yapmıştır ama bir türlü halkına güvenip de iktidarı halkına teslim edememiştir ve kahramandır. Aksi bile öne sürülemez.

Bütün bunların yanında, acı da olsa, tarihte kahramanlığı en çok hak edip de kahraman olamayan gölgede kalmış, yaptıkları unutulmaya maruz bırakılmış kahramanlar vardır. Bunlar aslında en tehlikeli kahramanlardır çünkü halkın kendisini ifade ederler. Onlar da abartı yoktur; onlarda süsleme yoktur, sadece yalın bir gerçek vardır. Ve gerçek bir kere kendi yüzünü gösterip kahramanlaÅŸma yoluna girdiÄŸinde sistemin en tehlikeli baÅŸ düşmanı olur. KoÅŸulların oluÅŸması bile beklenmeden devlet, oligarÅŸi, emperyalizm, Süleyman Demirel’iyle, ReÅŸat Akkaya’sıyla, Halit Cengiz’iyle, ordusuyla, topuyla, tankıyla, maskeli faÅŸist ülkücüsüyle o kahramanın da yaptıklarının da üstünden geçirilirler. Çünkü o kahraman hak ve adaletin, özgürlük ve eÅŸitliÄŸin, demokrasi ve doÄŸrudan katılımlı yönetimin halkta yansımasının vücut bulmuÅŸ halidir. Yok edilmeli ve unutturulmalıdır. Bir kahraman haline bir idol haline bir rehber, bir ışık, bir örnek haline dönüşmemelidir.

İşte benim kahramanım böyle biridir. Benim kahramanım halkın içinden çıkan halkın kendisidir. Benim kahramanım bir okumuÅŸ deÄŸil bir terzidir. Benim kahramanım Terzi Fikri’dir. Hakkında çok ÅŸey söylemeye gerek yok. Çünkü o söylenmesi gerekeni zaten söylemiÅŸtir:

“BEN NE YAPTIYSAM HALKIM İÇİN HALKIMLA BERABER YAPTIM.”


Mustafa Kumanova – 06.08.2022


Çizgi: İsmail Cem Özkan – Galata Kule